Barış İLMAN: Biz Nerede Yanlış Yaptık?
2014 Dünya Kupası'nı evlerimizden seyredeceğimiz kesinleşti. Peki üst üste 3. kere bu turnuvaya katılamayacak olmamızın sebepleri neler? Neden grupta her zaman 2.'liğin favorisi gösterilmemize rağmen beklenen performansın altında kalıyoruz? Oyuncu kadromuz mu yeterli değil? Kötü mü yönetiliyoruz?
Kuralar çekildiğinde eminim kimse Hollanda'yı geçeceğimizi düşünmüyordu. Ama kimse de Macaristan'ın altında kalacağımıza inanmazdı sanırım. Çünkü demin sorduğumuz "Oyuncu kadromuz mu yeterli değil?" sorusunun cevabı; "En azından Macaristan'dan da Romanya'dan da daha iyi bir futbolcu ekibimiz var." olarak verilebilir.
Sadece A Milli Takımımız'da değil genel olarak Türk Futbolu'ndaki problem bence şudur; "Rakip küçükse onunla küçük oluyoruz, rakip büyükse onunla büyük olmaya çalışıyoruz.". Bazı gerçekleri görmezden gelmemeliyiz. Hollanda'yı yeneriz yenemeyiz ayrı; ama Macaristan'dan oynadığımız 2 maçta sadece 1 puan alabiliyorsak asıl problem burada.
Malesef elimizdeki verilere baktığımızda kötü yönetildiğimizi görüyoruz. Böyle kaliteli bir Türk futbolcu havuzu varken, Macaristan ve Romanya'nın arkasında kalmak başka türlü açıklanamaz zaten. Türk milleti olarak, "Yumurta kapıya dayanınca" bazı şeyleri farketmekten vazgeçemiyoruz.
Yola Abdullah Avcı ile çıkıldı. Bir çok hazırlık ve grup maçı oynandı. Ama şansımız mucizelere kalana kadar Avcı ile devam edildi. Madem Fatih Terim gibi hamle düşüncen vardı, en azından evimizdeki Macaristan maçı öncesinde bu hamle yapılmalıydı. Ya da bir mucize bekleyeceksek yine Abdullah Avcı takımın başında kalabilirdi. Şimdi Abdullah Avcı sormaz mı; "Madem 4. bitirecektik, o zaman neden ben gönderildim?" diye.
Fatih Hoca'ya zaten söyleyecek bir şey yok. Elinden geleni fazlasıyla yaptı. Dediğim gibi belki evimizdeki Macaristan maçı öncesinde gelse herşey çok daha farklı olabilirdi. Artık şunu farkına varmalıyız. Biz Hollanda'yı, Almanya'yı, İspanya'yı değil, Macaristan'ı, Romanya'yı, İsviçre'yi, Belçika'yı yenmeliyiz. Ancak o zaman turnuvalara gidebilir, o zaman büyük takımlarla başa çıkmayı öğrenebiliriz.
Barış İLMAN




















