Kazanan, Kaybeden...
Tüm spor dallarında olduğu gibi futbolda da en önemli başarı unsurlarının başında "istikrar" gelir. İşte tam da bu noktada Türk futbolu ile hiçbir ilgisi olmayan birine şu soruyu sorsak acaba cevabı ne olurdu: "Son 16 yılda 6 kere şampiyon, 8 kere 2. olmuş (bunların 3'ünde şampiyonluğu son maçta kaybetmiş), sadece 2 kere ilk 2 dışında kalmış, aynı zaman zarfında UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bir kere çeyrek final, UEFA Avrupa Ligi'nde 1 yarı final oynamış, 2 kere Türkiye Kupası'nı kazanmış (6 kere de finalde kaybetmiş) bir takım... Başarılı mıdır? Başarısız mı?"
Aslında bu sorunun cevabını vermek çok da zor değil. Elbette "Başarılı"dır. Ama gelin görün ki gerçekler hiç de öyle değil. Fenerbahçe finalde kaybetmek konusunda oldukça istikrarlı bir görüntü ortaya koyuyor. Düşünün ki ezeli rakibini tam 21 kez daha fazla yenen sarı lacivertliler, söz konusu final olunca "Finalsever" rakibine boyun eğmekten kurtulamıyor. Türkiye Kupası'nda oynadığı 5 finalde de ezeli rakibine kupayı kaptıran Fenerbahçe, yakın tarihe baktığımızda ligde de ezeli rakibine 2 kere son maçta şampiyonluğu vermiş.
İş böyle olunca Galatasaray'ın Kadıköy'e geldiğinde hissettiklerini Fenerbahçe de final maçlarında hisseder oldu. Sarı lacivertlilerde artık her final öncesinde, "Acaba bunu da mı kaybedeceğiz?" sorusu geliyor akıllara.
Diğer taraftan Galatasaray... Son 5 senedir adeta yanlışların takımı oldu. Belki de en kötü yönetimler bu döneme denk geldi. Peki sonuç ne mi? 3 Süper Lig Şampiyonluğu, 3 Türkiye Süper Kupası ve 1 Şampiyonlar Ligi çeyrek finali. Tek eksik olan istikrar. Öyle ki sarı kırmızılılar son 16 senede tam 7 kere ilk 2'nin dışında kaldı. Sadece 3 büyük takımın olduğu bir ülke için bu sayı oldukça fazla. Bizim gibi olan İspanya, Almanya, Hollanda ve Portekiz gibi liglere bakarsak bu sayının ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlayabiliriz.
Sonuçta "Kaybeden" ile "Kazanan"ın maçından galip ayrılan da yine kazanma alışkanlığı olan taraf oldu. Türkiye Kupası üstüste 3. ve toplamda 17. kez kazanan Galatasaray'ı tebrik etmek gerek. Ama kesinlikle bu yönetim anlayışı değişmeli. Zaten doğru yönetim ile sarı kırmızılıların sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da neler yapabildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz.




















