Barış İLMAN: Ne Bekliyorduk ki...
Söylenecek o kadar çok şey var ki... Söz konusu Galatasaray olunca, bu sezon yaşananlar hakkında fazlasıyla konuşmak gerekiyor. Neresinden tutsan elinde kalıyor. Fatih Terim'e yaşatılanlardan tutun da Drogba'nın kendini "çiftlik"te hissetmesine kadar...
Ama biz en iyisi dün akşamki maça bir göz atalım. Sarı kırmızılıların tüm kadrosunu önüme koyduğumda bir çok mevki için farklı tercihler kullanılabilir. Mesela forvette Drogba-Burak-Umut üçlüsünü istediğin kombinasyonla (Burak-Umut, Drogba-Burak, Drogba-Umut ya da her hangi biri ile tek forvet) kullanabilirsin. Ama bazı mevkiler var ki zorunda kalmadığın sürece alternatifin yok. Bunların başında ise kalecin ve sol bekin geliyor.
Muslera sakat olduğundan kaleci tercihinde söylenecek çok bir şey yok. Ama sen nasıl olur da haftalardır sol bekte "saçma" denemeler yaparsın. Galatasaray'da sol bek oynayabilecek 2 oyuncu var. Biri Hakan Balta, diğeri ise Riera. Bu kadar net.
Amrabat ve Bruma ikilisi bence Galatasaray'ın olması gereken kanat adamları. Ama bu formları ve maç eksikleri ile normalde ilk 18'e bile giremeyen iki futbolcuyu sen Real Madrid deplasmanında ilk 11'e koy. Yok artık Mancini.
Olay Real Madrid'e mağlup olmak değil kesinlikle. Ama bu kadar yanlışın olduğu yerde, Barnebou'dan puan veya puanlarla çıkmak imkansız. Hele ki kalecin Eray ise.
Tüm bunların yanında dünden beri yapılan ve bir çok kişiden duyduğum bir yorumu da anlamakta güçlük çekiyorum: "Galatasaray ilk yarıda çok iyi oynadı." Sanırım ben ilk yarıda başka maçı seyrettim. Çünkü benim izlediğim maçta, sahadaki sarı kırmızılı takım "maç boyunca" hiç bir varlık gösteremedi. Ama sanırım "iyi" diyenler de bana şunu soracaklar: "Ne bekliyordun ki?"
Taraf Tutmak Başka, At Gözlüğü Başka
Gelelim spiker faciasına. Dün akşam maçı izlerken çok ilginç yorumları sanırım hepimiz duyduk. Doğru yer tutsa Bale'in 30-35 metreden vurduğu topu rahatlıkla tutacak olan Eray'ın, "hemen" soluna gelen topu izlemesiyle saçma bir gol yedik. Aradan bir kaç dakika geçtiğinde ise spikerden şöyle bir yorum geldi: "Eray da şu ana kadar hatasız oynuyor. Kalede güven veriyor." Saçmaladığını düşünmesem Eray'la dalga geçiyor sanacağım.
Spiker çekinmeden devam etti. İkinci yarıda Arbeloa'yı "çok net bir darbe" ile yere indiren Gökhan Zan'ın müdahalesinde penaltı kararı beklenirken İspanyol futbolcuya sarı kart gösteren hakemin gazına gelen spiker, "Arbeloa'ya dokunmadı bile. Bu pozisyonu her hakem süzer ama böyle cesaretli karar veremez. Helal olsun hakeme." dedi. Ya canım arkadaşım, tabi ki taraf tutacaksın. Sonuçta sahadaki Türk takımı ve Türkiye'yi temsil ediyor. Ama net penaltı pozisyonunda da rakibe, "Kendini yere attı." demek saçmalamaktan başka bir şey değil.
Neyin Şoku Bu?
Dün Galatasaray maçının haricinde manşetlerde Emre Belözoğlu'nun sakatlığı vardı. Medya organları bu haberi "Fenerbahçe'de Emre Şoku" olarak vermeyi tercih etmişti. Ya allah aşkına neyin şoku bu? Tamam dün akşam yaşanan sakatlık bir talihsizlikten meydana gelmiş olabilir. Ama Emre'nin sakatlanmasını, "Şok" başlığı altında vermekten sıkılmadınız mı? Zaten sezonun içinde ortalama olarak 5-6 kere sakatlanan bir futbolcunun yeni bir sakatlık yaşaması ben de hiç bir şok etkisi yaratmadı açıkçası.
BARIŞ İLMAN





















